Türkiye’nin küresel insani yardım performansı üzerine hazırlanan analiz, mevcut ekonomik tabloya rağmen ortaya çıkan tabloyu net biçimde ortaya koydu. OECD, ALNAP ve TİKA verileri üzerinden yapılan incelemede Türkiye’nin uzun süredir resmi kalkınma yardımları ve insani yardım hacminde üst sıralarda yer aldığı belirlendi.
Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, bu verilerin yalnızca miktar üzerinden okunamayacağını söyledi. Türkiye’nin yaklaşımının farklı bir zeminde şekillendiğini vurguladı.
Aydemir, gelişmiş ülkelerin kalkınma yardımlarını daha çok stratejik hedefler doğrultusunda yönlendirdiğini ifade etti. Bu ülkelerin yeni müttefiklikler kurmak, ticari ilişkileri geliştirmek ve küresel dengeleri korumak gibi başlıklarla hareket ettiğini dile getirdi.
İNSANİ YARDIMDA FARKLI MODEL
Küresel İnsani Yardım Raporu verilerine dikkat çeken Aydemir, ABD’nin resmi yardım bütçesinin yüzde 23’ünü, Birleşik Krallık’ın yüzde 13’ünü, Almanya’nın ise yüzde 8’ini insani yardımlara ayırdığını hatırlattı.
Türkiye’nin ise 2024 itibarıyla yardım bütçesinin yüzde 82’sini doğrudan insani yardımlara yönlendirdiğini söyledi. Bu oranın Birleşik Arap Emirlikleri, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerin açık şekilde önüne geçtiğini vurguladı.
Aydemir’e göre ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin krizlere yaklaşımını açık biçimde ortaya koyuyor. Yardımın odağında insan bulunduğunu, hesapların ikinci planda kaldığını dile getirdi.
Toplam katkı açısından Türkiye’nin ABD’nin ardından ikinci sırada yer aldığını belirten Aydemir, küresel insani yardımın her 7 dolarından 1’inin Türkiye tarafından karşılandığını ifade etti.
Milli gelire oran açısından bakıldığında ise Türkiye’nin yaklaşık yüzde 0,53 ile zirvede bulunduğunu söyledi. Bu oranın küresel ölçekte dikkat çekici bir seviyeye işaret ettiğini kaydetti.
SAHADA GENİŞ YAYILIM
Türkiye’nin yardım faaliyetlerinin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını belirten Aydemir, geniş bir coğrafyada etkinlik yürütüldüğünü ifade etti.
Pandemi döneminde yardım talebinde bulunan 116 ülkenin 44’ünde aktif çalışma yürütüldüğünü hatırlattı. İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkelerine sağlanan desteklerin bu kapsamda öne çıktığını söyledi.
Filipinler’deki konuşma terapi merkezlerinden Somali’deki özel projelere, Afganistan’daki rehabilitasyon çalışmalarından Kolombiya’daki teknik eğitim faaliyetlerine kadar uzanan geniş bir saha bulunduğunu dile getirdi.
Aydemir, bu tablonun “kimseyi geride bırakmama” yaklaşımının sahadaki karşılığı olduğunu ifade etti.
MENFAAT ELEŞTİRİSİ
Aydemir, küresel yardım sistemine yönelik eleştirisini de açık biçimde dile getirdi. Gelişmiş ülkelerin insani yardımı çoğu zaman çıkar ekseninde değerlendirdiğini söyledi.
Zengin ülkelerin yüksek bütçelerine rağmen insani yardımın milli gelire oranında düşük seviyelerde kaldığını belirtti. ABD’nin küresel yardımın yüzde 43’ünü karşılamasına rağmen bunun milli gelirine oranla yüzde 0,05 seviyesinde kaldığını hatırlattı.
Küresel sistemin karşılıksız yardımı zayıflatan bir algı ürettiğini ifade eden Aydemir, bu anlayışın medya ve kültürel araçlarla yayıldığını dile getirdi.
Türkiye’nin ise bu tablo içinde farklı bir çizgi oluşturduğunu vurguladı.